Duygusal Yorgunluk Nedir?
“Hiçbir şey yapmak istemiyorum.”
“Fiziksel olarak çok yorulmadım ama enerjim yok.”
“En küçük şey bile artık ağır geliyor.”
“Biraz dinleniyorum ama yine de toparlanmış hissetmiyorum.”
Bazen yoğun bir günün ardından yorulmak oldukça doğaldır. Uyur, dinlenir ve bir süre sonra enerjimizi yeniden kazanabiliriz.
Fakat bazı dönemlerde yaşadığımız yorgunluk yalnızca fiziksel olmayabilir.
Uzun süredir devam eden sorumluluklar, stres, ilişkilerde yaşanan güçlükler, sürekli bir şeyleri düşünmek veya kendi ihtiyaçlarımızı uzun süre geri plana atmak kişinin kendisini duygusal olarak yorgun hissetmesine neden olabilir.
Peki, duygusal yorgunluk nedir ve sıradan bir yorgunluktan nasıl farklılaşabilir?
Duygusal Yorgunluk Ne Anlama Gelir?
Duygusal yorgunluk, kişinin uzun süre devam eden psikolojik ve duygusal yükler sonucunda kendisini zihinsel ve duygusal açıdan tükenmiş hissetmesini ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.
Bazen ortada tek ve büyük bir sorun olmayabilir.
Aksine küçük görünen pek çok şey zaman içerisinde birikebilir.
İş sorumlulukları, aile içindeki beklentiler, ekonomik kaygılar, kişilerarası sorunlar, gelecek hakkındaki belirsizlikler veya kişinin kendisinden sürekli daha fazlasını beklemesi bu yükün parçaları olabilir.
Bir süre sonra kişi:
“Artık hiçbir şeye enerjim kalmadı.”
diye düşünmeye başlayabilir.
Fiziksel Yorgunluk ile Duygusal Yorgunluk Aynı Şey midir?
Her zaman değil.
Fiziksel olarak yorulduğumuzda bedenimizin dinlenmeye ihtiyacı vardır. Yoğun bir günün veya fiziksel aktivitenin ardından ortaya çıkan yorgunluk dinlenmeyle azalabilir.
Duygusal yorgunlukta ise kişi fiziksel olarak çok fazla şey yapmamış olsa bile kendisini bitkin hissedebilir.
Örneğin bütün gün masa başında çalışmış biri:
“Bugün aslında hiçbir şey yapmadım ama çok yoruldum.”
diyebilir.
Burada gözden kaçırılan şey, zihinsel ve duygusal süreçlerin de enerji gerektirdiğidir.
Sürekli karar vermek, bir sorun hakkında düşünmek, kaygılanmak veya duyguları kontrol etmeye çalışmak da kişiyi yorabilir.
Duygusal Yorgunluk Neden Ortaya Çıkabilir?
Duygusal yorgunluğun herkes için geçerli tek bir nedeni yoktur.
Kişinin yaşam koşulları, sorumlulukları, ilişkileri ve yaşadığı stres kaynakları birbirinden farklıdır.
Bununla birlikte bazı durumlar duygusal yükün artmasına katkıda bulunabilir.
Uzun Süre Stres Altında Kalmak
Stres kısa süreli olduğunda bizi harekete geçirebilir.
Ancak stres kaynakları uzun süre devam ettiğinde kişinin sürekli tetikte hissetmesine neden olabilir.
Bir sorun çözülmeden başka bir sorun ortaya çıktığında zihnin dinlenebileceği alan giderek azalabilir.
Kişi gün içerisinde işini düşünürken eve geldiğinde başka sorumluluklarla karşılaşabilir. Yatağa girdiğinde ise ertesi gün yapması gerekenleri düşünmeye başlayabilir.
Böylece fiziksel olarak dinlenilen zamanlarda bile zihin çalışmaya devam edebilir.
Her Şeye Yetişmeye Çalışmak
Bazen kendimizden aynı anda birçok rolü kusursuz biçimde yerine getirmemizi bekleyebiliriz.
İyi bir çalışan olmak.
Ailemize zaman ayırmak.
Arkadaşlarımızı ihmal etmemek.
Kendimizi geliştirmek.
Evdeki sorumlulukları tamamlamak.
Sosyal olmak.
Bütün bunları aynı anda ve eksiksiz yapmaya çalışmak zaman içerisinde oldukça yorucu hale gelebilir.
Özellikle kişinin kendisine dinlenmek için alan bırakmaması, sürekli “bir şey yapmam gerekiyor” düşüncesiyle hareket etmesine yol açabilir.
Sürekli Başkalarını Düşünmek
Başkalarının ihtiyaçlarını önemsemek ilişkilerin doğal bir parçasıdır.
Ancak kişi sürekli çevresindeki insanların ne istediğine odaklanıyor ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atıyorsa duygusal yükü artabilir.
“Hayır dersem üzülür.”
“Bunu da ben halledeyim.”
“Şimdi kendi sorunlarımla onları uğraştırmayayım.”
gibi düşünceler kişinin kendi sınırlarını fark etmesini zorlaştırabilir.
Zaman içerisinde kişi çevresindeki herkese yetişmeye çalışırken kendisine ayıracak enerjisinin kalmadığını fark edebilir.
Duyguları Sürekli Bastırmak Yorucu Olabilir mi?
Bazen üzgün, kızgın veya kırgın olduğumuz halde bunu göstermemeye çalışabiliriz.
“Güçlü görünmeliyim.”
“Bunu kafama takmamalıyım.”
“Üzülmeye değmez.”
diyerek yaşadığımız duyguları görmezden gelmeye çalışabiliriz.
Ancak bir duyguyu bastırmaya çalışmak, o duygunun hiç yaşanmadığı anlamına gelmez.
Kişinin sürekli olarak ne hissettiğini kontrol etmeye ve dışarıya farklı görünmeye çalışması da zihinsel bir çaba gerektirebilir.
Bu nedenle duygularımızı fark etmek ile onların davranışlarımızı tamamen yönetmesine izin vermek arasında bir ayrım yapmak önemlidir.
Duygusal Yorgunluk Nasıl Hissedilebilir?
Duygusal yorgunluk herkes tarafından aynı biçimde yaşanmaz.
Bazı kişiler kendilerini sürekli yorgun hissederken bazıları daha tahammülsüz olduklarını fark edebilir.
Daha önce kolayca yapılabilen günlük işler ağır gelebilir. Karar vermek zorlaşabilir veya kişi sosyal ortamlardan uzaklaşmak isteyebilir.
Bazen küçük bir sorun bile:
“Artık bununla da uğraşamam.”
düşüncesini ortaya çıkarabilir.
Burada önemli olan tek bir belirti üzerinden sonuç çıkarmamaktır. Benzer deneyimler birçok farklı nedenle ortaya çıkabilir.
“Hiçbir Şey Yapmadım, Neden Bu Kadar Yorgunum?”
Çünkü yorgunluk yalnızca yaptığımız fiziksel işlerin sonucu değildir.
Bütün gün bir konuda endişelenmek, bir karar vermeye çalışmak veya yaşanan bir konuşmayı zihnimizde tekrar tekrar değerlendirmek dışarıdan görünmeyen bir zihinsel yük oluşturabilir.
Bu nedenle kişinin günü fiziksel olarak sakin geçmiş olsa bile zihni oldukça yoğun çalışmış olabilir.
Bazen bizi yoran şey yaptıklarımızdan çok, zihnimizde gün boyunca taşıdığımız şeylerdir.
Dinlenmek Neden Bazen Yeterli Gelmez?
Dinlenmek çoğu zaman yalnızca hiçbir şey yapmamak olarak düşünülebilir.
Fakat kişi koltukta otururken bile zihninden:
“Bunu yapmam gerekiyordu.”
“Zamanımı boşa harcıyorum.”
“Yarın çok işim var.”
gibi düşünceler geçiriyorsa fiziksel olarak dinlenmesine rağmen zihinsel olarak aynı yoğunluğu sürdürebilir.
Özellikle üretkenliği kişisel değerle ilişkilendiren kişiler için hiçbir şey yapmadan zaman geçirmek suçluluk yaratabilir.
Bu durumda dinlenme bile yeni bir stres kaynağına dönüşebilir.
Duygusal Yorgunluğu Fark Ettiğimizde Kendimize Neler Sorabiliriz?
Kendimizi uzun süredir yorgun hissettiğimizde yalnızca:
“Nasıl daha enerjik olabilirim?”
sorusuna odaklanmak yerine yorgunluğun arkasındaki yükleri de değerlendirebiliriz.
Örneğin:
“Son zamanlarda beni en fazla ne yoruyor?”
“Gerçekten dinlendiğim zamanlar var mı?”
“Üstlendiğim bütün sorumluluklar bana mı ait?”
“Başkalarına gösterdiğim anlayışı kendime de gösteriyor muyum?”
“Hayır demek istediğim halde evet dediğim durumlar var mı?”
“Zihnim boş kaldığında en çok hangi konuları düşünüyorum?”
Bu sorular kişinin hayatındaki duygusal yükleri daha görünür hale getirmesine yardımcı olabilir.
Dinlenmek Tembellik Değildir
Sürekli üretken olmanın önemsendiği bir yaşam düzeninde dinlenmek bazen zaman kaybı gibi algılanabilir.
Oysa insanın enerjisi sınırsız değildir.
Her gün aynı motivasyona, dikkate veya enerjiye sahip olmamız mümkün olmayabilir.
Dinlenmeye ihtiyaç duymak kişinin tembel, başarısız veya yetersiz olduğunu göstermez.
Bazen yapılacaklar listesine yeni bir görev eklemek yerine mevcut yükün ne kadarının gerçekten gerekli olduğunu değerlendirmek daha anlamlı olabilir.
Samsun'da Psikolog Arayışı
Duygusal yorgunluk, yoğun stres, kaygı, sınır koymakta zorlanma ve günlük yaşamın getirdiği zihinsel yüklerle birlikte görülebilen bir deneyim olabilir.
Samsun psikolog araması yapan kişiler; duygusal yorgunluk, stres, kaygı, kişilerarası ilişkiler ve günlük yaşamda karşılaştıkları farklı psikolojik konular hakkında bilgi edinmek isteyebilir.
Psikolog seçerken mesleki eğitim, yetkinlik, çalışma alanları ve etik ilkelere yaklaşım gibi unsurların değerlendirilmesi önemlidir.
Atakum'da Psikolog Arayışı
Benzer şekilde Atakum psikolog araması yapan kişiler için yalnızca konum değil, psikoloğun mesleki yeterliliği ve çalışma alanlarının kişinin ele almak istediği konularla uyumu da dikkate alınabilir.
Sürekli yorgun hissetmenin psikolojik nedenlerin yanında fiziksel ve çevresel birçok farklı nedeni de bulunabilir. Bu nedenle devam eden veya belirgin düzeyde artan yorgunluğun tek başına psikolojik bir nedene bağlanmaması önemlidir.
Sonuç
Duygusal yorgunluk nedir?
Bazen “çok şey yapmak” değil, uzun süre boyunca çok fazla şeyi taşımaya çalışmak bizi yorabilir.
Sorumluluklarımız, düşüncelerimiz, beklentilerimiz ve ilişkilerimiz zaman içerisinde fark etmeden zihinsel bir yük oluşturabilir.
Bu nedenle kendimizi yorgun hissettiğimizde yalnızca ne kadar uyuduğumuza değil, son zamanlarda zihnimizde ve duygusal dünyamızda ne kadar yük taşıdığımıza da bakmak anlamlı olabilir.
Belki de bazen kendimize:
“Neden bu kadar yorgunum?”
diye sormadan önce:
“Son zamanlarda neleri tek başıma taşımaya çalışıyorum?”
sorusunu yöneltmek gerekir.
Bu içerik psikolojik konular hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişiye özel psikolojik değerlendirme veya tanı niteliği taşımaz.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap