Neden Kaygılanıyoruz?
“Ya kötü bir şey olursa?”
“Ya işler düşündüğüm gibi gitmezse?”
“Ya yanlış bir karar verirsem?”
Bazen henüz gerçekleşmemiş bir olay hakkında uzun süre düşünebilir, olabilecek en kötü ihtimalleri zihnimizde tekrar tekrar canlandırabiliriz.
Aslında kaygı, insan yaşamının doğal bir parçasıdır. Gelecekte ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı hazırlıklı olmamızı sağlayabilir ve dikkatimizi önemli durumlara yöneltebilir.
Örneğin önemli bir sınavdan önce kaygılanmak çalışmaya başlamamıza, bir iş görüşmesinden önce yaşanan kaygı ise daha iyi hazırlanmamıza katkı sağlayabilir.
Bu nedenle amaç hayatımızdaki bütün kaygıyı ortadan kaldırmak değildir.
Ancak kaygının yoğunluğu arttığında veya kişi sürekli kaygılanmaya başladığında günlük yaşam bundan etkilenebilir.
Kaygı Neden Ortaya Çıkar?
Kaygının ortaya çıkmasını tek bir nedene bağlamak doğru değildir.
İnsanların geçmiş deneyimleri, içinde bulundukları koşullar ve olayları değerlendirme biçimleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle aynı durum bir kişi için oldukça kaygı vericiyken başka biri için sıradan olabilir.
Bununla birlikte kaygının ortaya çıkmasında bazı ortak etkenlerden söz edilebilir.
Belirsizlik
İnsan zihni belirsizlikten her zaman hoşlanmaz.
Sonucunu bilmediğimiz durumlarda zihnimiz farklı senaryolar üretmeye başlayabilir.
“Acaba ne olacak?”
“Bundan sonra ne yapacağım?”
“Ya beklemediğim bir şey olursa?”
Soruların kesin bir cevabının bulunmaması kaygının artmasına neden olabilir.
Özellikle geleceği önceden bilme ve kontrol etme ihtiyacı yüksek olduğunda belirsiz durumlarla karşılaşmak daha zorlayıcı hale gelebilir.
Kontrol Edemediğimiz Şeyleri Kontrol Etmeye Çalışmak
Hayatımızdaki birçok şeyi kontrol edebiliriz.
Nasıl davranacağımızı, bugün ne yapacağımızı veya bir duruma ne kadar hazırlanacağımızı belirleyebiliriz.
Ancak başka insanların düşüncelerini, gelecekte yaşanacak bütün olayları veya verdiğimiz bir kararın sonucunu tamamen kontrol etmemiz mümkün değildir.
Buna rağmen zihnimiz bazen kontrolümüzde olmayan durumları çözmeye çalışmaya devam eder.
Bu noktada kaygı, kişinin aynı ihtimaller üzerinde tekrar tekrar düşünmesine yol açabilir.
Gelecekte Olabilecek En Kötü İhtimali Düşünmek
Kaygılı olduğumuz zamanlarda zihnimiz olası tehlikelere daha fazla odaklanabilir.
Küçük bir belirsizlik giderek daha büyük bir senaryoya dönüşebilir.
Örneğin bir arkadaşınız mesajınıza cevap vermediğinde:
“Herhalde meşgul.”
diye düşünmek yerine:
“Bana kızdı mı?”
“Yanlış bir şey mi söyledim?”
“Artık benimle görüşmek istemiyor mu?”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Ortada henüz bu düşünceleri doğrulayan bir bilgi olmamasına rağmen kişi olumsuz ihtimali gerçekmiş gibi değerlendirmeye başlayabilir.
Geçmiş Deneyimler Kaygıyı Etkiler mi?
Geçmişte yaşadığımız olaylar bugün karşılaştığımız durumları nasıl değerlendirdiğimizi etkileyebilir.
Daha önce olumsuz bir deneyim yaşayan kişi benzer bir durumla karşılaştığında aynı şeyin yeniden gerçekleşmesinden endişe edebilir.
Örneğin geçmişte yaptığı bir hata nedeniyle yoğun biçimde eleştirilen biri, daha sonra karar verirken hata yapma ihtimaline karşı daha fazla kaygı yaşayabilir.
Ancak burada da herkes için geçerli tek bir açıklamadan söz etmek mümkün değildir.
Geçmiş deneyimler, kişilik özellikleri, mevcut yaşam koşulları ve kişinin olaylara yüklediği anlam birlikte değerlendirilmelidir.
Kaygı ve Korku Aynı Şey midir?
Kaygı ve korku birbirine benzese de tamamen aynı değildir.
Korku genellikle daha belirgin bir tehlikeye karşı ortaya çıkar.
Kaygıda ise çoğu zaman geleceğe yönelik bir ihtimal vardır.
Başka bir ifadeyle korku:
“Şu anda kötü bir şey oluyor.”
düşüncesine daha yakınken kaygı:
“Ya kötü bir şey olursa?”
sorusuyla ilişkilidir.
Bu nedenle kaygı sırasında kişi henüz gerçekleşmemiş olayları zihninde tekrar tekrar değerlendirebilir.
Sürekli Kaygılanmak Günlük Hayatı Nasıl Etkileyebilir?
Zaman zaman kaygılanmak oldukça doğaldır.
Ancak kişinin zihni günün büyük bölümünde olumsuz ihtimallerle meşgulse bu durum günlük yaşamını zorlaştırabilir.
Kişi karar vermekte zorlanabilir, sürekli yaptığı şeyleri kontrol edebilir veya gelecekte yaşanabilecek olayları düşünmekten bulunduğu ana odaklanmakta güçlük çekebilir.
Bazen kişi kaygısını azaltabilmek için kendisine sürekli güvence arayabilir:
“Doğru yaptım değil mi?”
“Sence bir şey olmaz değil mi?”
“Kesin bana kızmamıştır değil mi?”
Bu sorular kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Fakat belirsizlik tekrar ortaya çıktığında kaygı yeniden başlayabilir.
Her Kaygı Bir Sorun mudur?
Hayır.
Kaygının varlığı tek başına psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez.
Kaygı bizi tehlikelere karşı hazırlayan ve yaşamımızdaki önemli durumlara dikkatimizi yöneltmemizi sağlayabilen doğal bir duygudur.
Burada kaygının ne kadar yoğun olduğu, ne kadar sık yaşandığı ve kişinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği önemlidir.
Bu nedenle zaman zaman geleceği düşünerek kaygılanmak ile kaygının kişinin günlük hayatının önemli bir bölümünü kaplaması aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Kaygılandığımızda Kendimize Neler Sorabiliriz?
Kaygı ortaya çıktığında kişinin kendi düşüncelerini fark etmeye çalışması yararlı olabilir.
Örneğin kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
“Şu anda düşündüğüm şey gerçekten oluyor mu, yoksa olabileceğinden mi endişeleniyorum?”
“Bu durumun ne kadarı benim kontrolümde?”
“Düşündüğüm olumsuz sonucun gerçekleşeceğine dair elimde hangi bilgiler var?”
“Bu durumla ilgili farklı bir ihtimal olabilir mi?”
“Şu anda değiştirebileceğim bir şey var mı?”
Bu sorular kaygının mutlaka ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Ancak kişinin düşünceleri ile mevcut durum arasındaki ayrımı fark etmesine yardımcı olabilir.
Kaygıyı Anlamaya Çalışmak
Kaygı bazen kurtulmamız gereken bir düşman gibi görülebilir.
Oysa kaygının kendisi insanın doğal duygularından biridir.
Bu nedenle “Nasıl hiç kaygılanmam?” sorusu yerine bazen:
“Ben en çok hangi durumlarda kaygılanıyorum?”
“Kaygılandığımda zihnimden hangi düşünceler geçiyor?”
“Kontrolümde olmayan şeylerle ne kadar uğraşıyorum?”
gibi sorular kişinin kendi kaygısını daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
Her bireyin kaygıyı yaşama biçimi farklıdır. Bu nedenle bir kişi için işe yarayan bir yaklaşımın herkes için aynı sonucu oluşturacağını söylemek doğru değildir.
Samsun Atakum Psikolog Arayışı
Kaygı zaman zaman hepimizin yaşadığı doğal bir duygu olsa da bazı dönemlerde kişinin günlük yaşamında daha fazla yer kaplayabilir.
Samsun Atakum psikolog araması yapan kişiler kaygı, stres, kişilerarası ilişkiler veya günlük yaşamda karşılaştıkları farklı psikolojik konular hakkında bilgi edinmek isteyebilir.
Psikolog seçerken kişinin mesleki eğitimi, yetkinliği, çalışma alanları ve etik ilkelere yaklaşımı gibi unsurların değerlendirilmesi önemlidir.
Sonuç
Peki, neden kaygılanıyoruz?
Çünkü zihnimiz yalnızca şu anda yaşananları değil, gelecekte yaşanabilecek ihtimalleri de değerlendirebilir.
Belirsizlik, kontrol edemediğimiz durumlar, geçmiş deneyimler ve olayları yorumlama biçimimiz kaygımız üzerinde etkili olabilir.
Kaygının tamamen ortadan kalkmasını beklemek yerine onu neyin ortaya çıkardığını, hangi düşüncelerle arttığını ve hayatımızı ne ölçüde etkilediğini fark etmek önemli olabilir.
Bu yazı psikolojik konular hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap